Postkolonyal Tiyatro Kuramı: Kanon, Dil, Tarih, Beden ve Sömürge Sonrası Sahne
Postkolonyal tiyatronun imparatorluk mirası, kanon, dil, tarih yazımı, beden, yerli performans gelenekleri ve neo-emperyalizmle ilişkisini akademik kaynaklarla inceliyoruz.
Postkolonyal tiyatro kuramı “sömürgecilik bittikten sonra yapılan tiyatro” anlamına gelmez. İmparatorluğun dil, tarih, eğitim, beden, kültür ve temsil üzerindeki devam eden etkilerini; bunlara karşı geliştirilen sahne stratejilerini ve yeni güç ilişkilerini inceler. 1
“Post” sözcüğü sömürgeciliğin bittiğini mi söyler?
Hayır. Postkolonyal eleştiri resmî bağımsızlık sonrasında ekonomik, kültürel ve epistemik güç ilişkilerinin devam edebileceğini vurgular. Gilbert ve Tompkins çalışmalarını doğrudan emperyalizmin süren etkilerine karşı performansın rolü üzerinden kurar. 2
Kanon neden yeniden sahnelenir?
Shakespeare ve diğer Avrupa klasiklerinin postkolonyal yeniden yazımları kanonu yalnız reddetmek yerine onun otoritesini içeriden dönüştürebilir. “Canonical counter-discourse” bilinen metni sömürgeleştirilen öznenin tarihi ve bakış açısından yeniden kurar. 3
Dil neden politik bir sahne aracıdır?
Sömürge dili eğitim ve kamusal otoritenin aracı olabilir; yerel dil, lehçe, aksan, kod değiştirme ve çokdillilik bu hiyerarşiyi sahnede görünür kılabilir. Dil seçimi yalnız üslup değil, kimin konuşma hakkına sahip olduğuyla ilgilidir. 4
Tarih nasıl yeniden yazılır?
Kolonyal tarih çoğu zaman imparatorluğun arşivi ve anlatı düzeni tarafından kurulmuştur. Postkolonyal tiyatro bastırılmış tanıklıkları, karşı-hafızayı, sözlü tarihi ve alternatif zaman düzenlerini sahneye taşıyarak resmî tarihin tek sesliliğini bozabilir. 5
Beden neden politik bir alandır?
Kolonyal temsil ırksallaştırılmış bedeni sınıflandırmış, egzotikleştirmiş ve denetlemiştir. Postkolonyal performans bedeni bu bakışın nesnesi olmaktan çıkarıp özne, hafıza ve direniş alanı haline getirebilir. 6
Ritüel ve yerel performans gelenekleri nasıl kullanılır?
Ritüel, dans, hikâye anlatıcılığı, müzik, kukla ve yerel performans biçimleri Batılı dramatik modelle yan yana veya ona karşı kullanılabilir. Ancak “otantik gelenek” fikrini donmuş ve saf bir geçmiş gibi sunmak da eleştirilmelidir; gelenekler tarih içinde değişir. 7
Melezlik neden önemlidir?
Postkolonyal sahne çoğu zaman “Batılı” ve “yerli” biçimler arasında saf seçim yapmaz; farklı biçimlerin çatıştığı, dönüştüğü ve yeni anlam ürettiği hibrit dramaturjiler geliştirir. Bu melezlik güç eşitsizliklerini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. 8
Seyirci kimdir?
Aynı performans yerel topluluk, eski sömürge merkezindeki festival seyircisi ve uluslararası sanat piyasasında farklı biçimlerde okunabilir. Bu nedenle postkolonyal tiyatronun politik anlamı yalnız metinden değil dolaşım, kurum ve seyirci bağlamından da doğar. 9
Postkolonyal tiyatro yalnız İngilizce konuşulan ülkelerle mi ilgilidir?
Hayır. Alan Afrika, Karayipler, Güney ve Güneydoğu Asya, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada ve başka kolonyal tarihlerde farklı biçimler alır. Tek bir “postkolonyal deneyim” varsaymak bu tarihsel farkları siler. 10
Neo-emperyalizm neyi değiştirir?
Ulusların resmî bağımsızlığı küresel sermaye, medya, kültür endüstrisi ve jeopolitik güç ilişkilerini sona erdirmez. Postkolonyal sahne bu yeni bağımlılık biçimlerini de sömürge geçmişiyle ilişkili olarak inceleyebilir. 11
Kuramın kendi riski nedir?
Çok farklı toplumları tek “postkolonyal” etiketi altında toplamak yerel tarihleri görünmez kılabilir. Akademik analiz bu nedenle sömürgeciliğin somut biçimini, dili, sınıfı, toplumsal cinsiyeti ve yerel performans tarihini birlikte değerlendirmelidir. 12
Postkolonyal tiyatro kuramının temel sorusu yalnız “sömürgecilik nasıl temsil edilir?” değil, “kimin tarihi, dili, bedeni ve estetik biçimi sahnede otorite kazanır?” sorusudur. 13
