Güllü Agop ve Osmanlı Tiyatrosu: Çokdilli Bir Sahnenin Kurumsallaşması
Hagop Vartovyan/Güllü Agop’un Osmanlı Tiyatrosu’nu, Gedikpaşa’yı, Ermeni oyuncuların belirleyici katkısını, Türkçe repertuvarı ve 1870–1880 imtiyaz dönemini inceliyoruz.
Güllü Agop kimdir ve neden önemlidir?
Hagop Vartovyan, sahne adıyla Güllü Agop, 19. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul tiyatro hayatının en görünür yöneticilerinden biridir. Ermeni asıllı bir tiyatrocu olarak hem oyuncu hem impresario hem de kumpanya lideri olarak çalışmış; adı çoğu zaman Osmanlı Tiyatrosu ile eş anlamlı hale gelmiştir. 1
Güllü Agop’u yalnız bireysel bir sanatçı kariyeri olarak okumak eksik kalır. Onun faaliyeti, Gedikpaşa merkezli düzenli temsil düzeni, biletli seyir, çeviri-telif repertuvarı ve çok dilli oyuncu kadrosunun kurumsallaşmasıyla iç içedir. Modern Türk tiyatrosunun “başlangıç” anlatılarında sıkça atlanan Ermeni emeği, bu dönemin bel kemiğini oluşturur. 2
Seda Kula ve Zülal Gürbüz’ün Gedikpaşa üzerine çalışması, Suriçi sahnelerinin kent coğrafyası içindeki yerini belgeleyerek Güllü Agop dönemini mekânsal bir bağlama oturtur. Böylece tiyatro tarihi yalnız isimler listesinden çıkar, İstanbul’un mahalle ve seyirci ekonomisiyle birlikte okunabilir. 3
Osmanlı Tiyatrosu neden dönüm noktası sayılır?
Gedikpaşa Tiyatrosu, Avrupaî tiyatronun ağırlıklı olarak Pera ve gayrimüslim çevrelerden, Müslüman nüfusun yoğun olduğu Suriçi’ne taşınmasının simgesidir. Bu taşınma yalnız coğrafi değildir; Türkçe metinli oyunların daha geniş bir seyirci tabanına ulaşması, yeni çeviri ihtiyaçları ve Müslüman erkek oyuncuların sahneye çıkış tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. 4
1870–1880 arasında Güllü Agop’a tanınan imtiyaz, kumpanyanın mali ve idari sürekliliğini güçlendirmiştir. İmtiyazın kaldırılması ve Gedikpaşa’nın 1880’lerde kapanması, Türkçe profesyonel sahnenin kurumsal sürekliliğinde ciddi bir kırılma yaratmış; fakat bu kırılma tüm Osmanlı tiyatro hayatının sona erdiği anlamına gelmez. 5
Osmanlı Tiyatrosu dönemi, yazar-çevirmen-oyuncu ağının oluştuğu, eleştiri ve basın diliyle tiyatronun kamusal bir mesele haline geldiği bir laboratuvar niteliğindedir. Çiğdem Kılıç’ın 1859–1923 oyun önsözlerini inceleyen doktora tezi, bu dönemde sahne metinlerinin kendi kuramsal gerekçelerini nasıl ürettiğini göstererek Güllü Agop sonrası yazın sürekliliğini belgeler. 6
Ermeni sanatçıların rolü neden görünür kalmalıdır?
Osmanlı modern tiyatrosunun oyunculuk, yönetim, çeviri ve teknik altyapısında Ermeni kadın ve erkek sanatçılar belirleyicidir. Kumpanya kadroları, dekor ve kostüm atölyeleri, müzik düzenlemeleri ve sahne dili büyük ölçüde bu ağın emeğine dayanır. Türk millî tiyatro anlatısının yalnız Müslüman Türk sanatçılara indirgenmesi, tarihsel gerçeği çarpıtır. 7
Şeyda Nur Yıldırım’ın çağdaş kamusal tiyatro pratiğinde Ermeni drama mirasını ele alan çalışması, Osmanlı tiyatro tarihçiliğinin bugün hâlâ hangi hafıza politikalarıyla yazıldığını gösterir. Geçmişin çoğul katmanlarını görünür kılmak, Güllü Agop dönemini anlamak için yalnız arşiv merakı değil, metodolojik bir zorunluluktur. 8
Ermeni oyuncuların Türkçe repertuvarı sahnelemesi, dil meselesini yalnız telaffuz veya “doğru Türkçe” tartışmasına indirgemez. Aynı zamanda çokkültürlü bir imparatorlukta temsilin hangi dillerde ve hangi seyirci sözleşmeleriyle mümkün olduğunu da ortaya koyar. 9
Türkçe repertuvar nasıl genişledi?
Türkçe oyunlar başlangıçta çeviri ve uyarlamaların yanında, giderek telif eserlerle çoğaldı. Molière, Dumas, Hugo ve başka Avrupa yazarlarının metinleri yerel mizah, aile yapısı ve güncel olaylarla harmanlanarak sahneye taşındı. Çeviri, basit aktarım değil; yeni bir sahne dili üretme aracıydı. 10
Müslüman erkek oyuncuların profesyonel sahneye adımı, toplumsal tartışmaların odağına oturdu. Kadın rollerinin çoğunlukla erkek oyuncular tarafından oynanması dönemin normlarından biriydi; Müslüman kadınların sahneye çıkışı ise 20. yüzyılın başına kadar ciddi engellerle karşılaştı. Bu eşitsizlik, Türkçe repertuvarın genişlemesiyle birlikte de değişmedi. 11
Kılıç’ın önsöz analizi, yazarların seyirciye ve idareye hitap ederken tiyatro hakkında hangi fikirleri savunduğunu ortaya koyar. Güllü Agop döneminde sahnelenen metinlerin önsözleri, Türkçe tiyatronun kendini meşrulaştırma söylemini de taşır. 12
Gedikpaşa’nın kapanışı neyi simgeler?
Gedikpaşa’nın kapanışı, II. Abdülhamid döneminde tiyatro tarihinin en sık yinelenen kırılma imgelerinden biridir. Ancak bu kırılma, tulûat ve özel sahnelerin tamamen yok olduğu anlamına gelmez; merkezî, Türkçe, profesyonel kumpanya modelinin zayıflamasını simgeler. 13
Kula ve Gürbüz’ün suriçi sahneler haritası, Gedikpaşa sonrası tiyatro mekânlarının nasıl dağıldığını ve yeniden organize olduğunu anlamaya yardım eder. Mekân kaybı, oyuncu göçü ve repertuvar parçalanması bir arada düşünülmelidir. 14
Tamer Temel’in modernleşme ve ideal birey temsili üzerine tezi, Güllü Agop sonrası dönemde sahne kahramanlarının nasıl yeniden kurgulandığını Tanzimat’tan Meşrutiyet’e uzanan uzun bir eksende okur. Kurumsal kırılma ile temsil retoriği arasındaki bağlantı böylece kuramsal bir zemine oturur. 15
Çoğul bir tarih yazımı neden gerekir?
Osmanlı tiyatrosu Ermeni, Rum, Levanten, Müslüman ve yabancı sanatçıların kesiştiği bir kültür alanıdır. Güllü Agop merkezli anlatı, bu çoğulluğu tek bir “Türk tiyatrosu doğuşu” çizgisine indirgememelidir. Aksine, hangi emek biçimlerinin sonradan görünmezleştirildiğini sormalıdır. 16
Güncel akademik çalışmalar, milliyetçi teleolojilerin dışına çıkarak Osmanlı sahnesini imparatorluk vatandaşlığı, dil politikası ve toplumsal cinsiyet eksenlerinde yeniden okumaktadır. Bu serinin diğer makaleleri — Tanzimat tiyatrosu, II. Abdülhamid dönemi ve Darülbedayi — bu çizgiyi sürdürür. 8
Seyirci ve basın
Gedikpaşa döneminde tiyatro eleştirisi ve haber dili, hangi oyunların kaç gün oynadığını, hangi yıldızların seyirciyi doldurduğunu ve hangi metinlerin tartışma yarattığını belgelemeye başladı. Basın, tiyatroyu eğlence sayfalarının ötesine taşıyarak kamusal bir tartışma alanı haline getirdi. 3
Seyirci profili homojen değildi: tercümanlar, esnaf, memur adayları, öğrenciler ve farklı dil topluluklarından izleyiciler aynı salonda buluşuyordu. Bu heterojenlik, repertuvar seçimlerini ve fiyatlandırmayı doğrudan etkiledi. 4
İmtiyaz, bilet ve kumpanya düzeni
1870’lerde Güllü Agop’a tanınan imtiyaz, kumpanyanın sezon planlaması, oyuncu maaşları ve salon kirası gibi mali kalemlerde öngörülebilirlik sağladı. İmtiyazın kaldırılması bu düzeni sarsarak suriçi tiyatrosunda geçici boşluklar yarattı. 5
Bilet fiyatları seyirci tabanını filtrelerken, günün farklı saatlerinde oynanan temsiller esnaf ve memur kesimine erişim imkânı tanıyabilirdi. Program çeşitliliği — drama, komedi, operet — aynı hafta içinde farklı beklentilere yanıt vermeyi hedefler. 10
Çeviri zinciri ve sahne dili
Avrupa yazarlarının metinleri önce Rumca veya Ermenice, ardından Türkçe sahnelenebilir hâle gelen çok adımlı bir çeviri zincirinden geçebilirdi. Bu süreç yalnız dil meselesi değil; dekor, jest ve mizah kodlarının yerelleştirilmesi anlamına gelir. 10
Kılıç’ın önsöz incelemesi, çevirinin yanında telif komedilerin de seyirciye “bizim hikâyemiz” iddiası taşıdığını gösterir; Güllü Agop dönemi bu iki hattın aynı repertuvar içinde yarıştığı bir evredir. 12
Mekân coğrafyası: Suriçi ve Pera
Kula ve Gürbüz’ün haritalama çalışması, Gedikpaşa’nın suriçi mahalle ağı içindeki konumunu Pera salonlarından ayırır. Coğrafi ayrım, seyirci dil tercihleri ve repertuvar ağırlıkları bakımından anlamlıdır. 14
Gedikpaşa kapanışından sonra oyuncu kadrolarının dağılması, tulûat ve özel sahnelerde sürdürülen temsillerle birlikte düşünülmelidir; kurumsal merkez kaybı performansın tamamen bittiği anlamına gelmez. 13
Kostüm, dekor ve teknik emek
Ermeni atölyelerinde üretilen dekor ve kostüm, Osmanlı Tiyatrosu’nun görsel dilini Avrupa salon estetiğiyle buluşturur. Yıldırım’ın çalışması, bu emeğin günümüz kamusal tiyatro hafızasında nasıl görünür kaldığını veya kaybolduğunu tartışır. 7
Müzik düzenlemeleri ve korolar, operet ve drama temsillerinin seyirci beklentisini karşılamak için kumpanyanın sabit kadrolarına bağlanır; teknik süreklilik mali planlamayla ilişkilidir. 9
Hafıza politikası ve millî anlatı
Güllü Agop’un adının “Osmanlı Tiyatrosu” ile eş anlamlı hale gelmesi, aynı zamanda sonradan yazılan millî tiyatro anlatılarında görünürlük kaybına da yol açmıştır. Çoğul tarih yazımı, Ermeni emeğini yeniden merkeze almayı metodolojik bir zorunluluk sayar. 8
Yıldırım’ın afterlife kavramı, geçmiş repertuvarın çağdaş sahnede yeniden dolaşıma girmesini tarih yazımı ve tanıma politikaları ekseninde okur. 16
Turne, taşra ve sezon dışı temsil
Gedikpaşa merkezli kumpanyalar bayram ve yaz aylarında taşra turneleri düzenleyerek gelir kaynaklarını çeşitlendirirdi; taşra seyircisi suriçi salonundan farklı bir fiyat ve program beklentisi taşıyabilirdi. 3
Turne defterleri ve yerel gazete ilanları, hangi oyunların hangi Anadolu ve Balkan şehirlerinde sahnelendiğini belgeleyerek merkez–taşra kültür trafiğini somutlaştırır. 14
Taşra temsillerinde programın kısaltılması veya mizah vurgusunun artırılması, yerel seyirci beklentisine göre uyarlanan esnek repertuvar mantığını yansıtır. 4
Gedikpaşa programlarında aynı hafta içinde hem Molière uyarlaması hem yerel komedi oynanması, seyircinin farklı beklentilerine yanıt veren esnek bir repertuvar mantığına işaret eder; bu esneklik imtiyaz döneminin mali istikrarıyla mümkün olmuştur. 10
Ermeni oyuncu kadınların sahne emeği, toplumsal cinsiyet normları ve salon protokolü tartışmalarının merkezinde yer alır; Müslüman kadınların sahneye geç çıkışı ise Türkçe repertuvarın genişlemesini yavaşlatmaz ama temsil çeşitliliğini sınırlar. 11
Güllü Agop sonrası yazılan önsözler ve eleştiriler, Türkçe tiyatronun kendini meşrulaştırma dilini taşır; Kılıç’ın tezi bu dili 1923’e uzanan bir süreklilik içinde okumayı mümkün kılar. 12
Osmanlı Tiyatrosu imtiyazının kaldırılması, suriçi tiyatrosunda kısa vadeli boşluk yaratmış olsa da Naum, Pera kulüpleri ve tulûat hatları performansın tamamen kesilmediğini gösterir; kırılma merkezî kumpanya modelinde yoğunlaşır. 13
Gedikpaşa’da Türkçe drama ile operetin aynı sezon içinde sahnelenmesi, suriçi seyircinin çok türllü programa alıştığını gösterir; bilet fiyatlandırması bu çeşitliliği ekonomik olarak sürdürmeye çalışır. 10
Kaynakça
- Çiğdem Kılıç. Türk Tiyatrosunun Oluşumunda Oyun Önsözlerinin Çözümlenmesi ve Sonuçları (1859-1923), Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü (2009) · Bağlantı
- Tamer Temel. Modernleşme Süreci Türk Tiyatrosu'nda İdeal Bireyin Temsili, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (2015) · Bağlantı
- Seda Kula; Zülal Gürbüz. Geç Osmanlı Başkentinde Suriçi Sahneleri ve Gedikpaşa Tiyatrosu, Sanat Tarihi Dergisi, Ege Üniversitesi (2023) · DOI · Bağlantı
- Şeyda Nur Yıldırım. Staging Theatre Historiography: The Afterlives of Ottoman Armenian Drama in Contemporary Turkish Public Theatre, Theatre Research International, Cambridge University Press (2023) · DOI · Bağlantı
